Kimdir?

Ben kimim?

 

Mersin’de doğdum, takdir edersin ki bol iyotlu ve D vitaminli bir çocukluk geçirdim. Biraz hareketli bir çocuk olduğumdan ailem 5 yaşında beni Toros Okulları’na yazdırdı. İlkokul ve ortaokulda ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusunun bendeki cevabı hep ‘bilim kadını’ olmuştu. Fen ve matematik bilimlerini çok sevdiğimden eğitimime 2002 yılında Toros Fen Lisesi’nde devam ettim. Lisedeyken İngiltere’de Southbourne School of English dil okuluna gittim. Okuldan döndüğümde ‘A Beautiful Mind’ isminde bir biyografi filmi izledim, o zamanlar John Nash’in bu kadar önemli bir bilim adamı olduğunu bilmiyordum. Ufkun açılmasının anlamını öğrendim. Matematikle ilgili bir bölüm okumak ve teoriler geliştirmek istedim. Ama hayatın tam olarak merkezinde olan başka bir meslek beni bekliyordu…

Lise hayatım boyunca gerek lisede gerek dersanede harika öğretmenlerim oldu ve liseden dereceyle mezun olarak Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü kazandım. İlk 2 yıl hem sınıf arkadaşlarımdan 2-3 yaş küçük olmamdan hem de Mersin’den sonra soğuk bir şehirde yaşamaktan zorlandığım dönemler oldu. Sürekli teorik dersler almak da işleri kolaylaştırmıyordu. Ta ki 3.sınıfa kadar… 3.sınıfta aldığımız derslerde pratik uygulamalar başladı ve ben insanların hayatına bu kadar dokunabileceğim bir mesleğim olacağı için heyecanlanmaya başladım. Bir an önce mesleğimi uygulamaya geçirmek istedim ve yaz stajı için Mersin Devlet Hastanesi’ne başvurdum. Staj yaptığım 3 ay boyunca harika bir diyetisyen ekibiyle çalıştım. Okulun son sınıfı için Ankara’ya döndüğümde artık mesleğimi sevdiğimi biliyordum ve zorunlu stajlara başladım.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Çocuk Hastanesi’nde başlayan stajımda böbrek hastası olan 9 yaşında bir çocuğun beslenme desteği ile 2 ay içerisindeki iyileşme sürecini gördüğümde daha da heyecanlandım, çocuklarla çalışmak gerçekten harikaydı. Devamında Başkent Üniversitesi Hastanesi, Çankaya Hastanesi ve Yıldız Yemek Üretimi’nde stajyerlik yaptım. Çalıştığım her bir alan kendi içinde başka uzmanlık alanlarını içeriyordu. Ama sanki ben daha farklı bir şeyler yapmak istiyordum. Mesela öğrendiklerimi aktarabilmek gibi.. Tabii o zaman üniversitenin son sınıfındaydım, 19 yaşındaydım ve tam olarak ne istediğimi anlayamamıştım.

Üniversiteden 2010 yılında mezun oldum ve Mersin’de biraz çalışmak istedim. Gözde Tıp Merkezi’nde Sorumlu Diyetisyen olarak çalıştım. Birçok yerel radyo ve televizyon programına konuşmacı olarak katıldım. Bu sırada sadece zayıflama üzerine çalışıyordum ve yine bir şeyler eksikti, yüksek lisans yapmalıydım, daha çok insana ulaşmalıydım. Araştırmaya başladım. Farklı bir alanda yüksek lisans yapmak için 2011 yılında İstanbul’a geldim, iş de buldum. Gündüzleri Ulus’ta merkezi olan Cambridge Beslenme Bilimleri’nde beslenme danışmanlığı yaptım, akşam iş çıkışı da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde derslerime gittim. Nöropazarlama inanılmaz ilgimi çekiyordu; yediklerimiz, içtiklerimiz, satın aldıklarımız aslında kendi isteğimizle mi yoksa reklamlar ve subliminal mesajlarla mı bağlantılıydı, araştırmam lazımdı. Tez aşamasına geldiğimde yorulmuştum bu yüzden part-time çalışabilmek için 2012 yılında Hipokrat Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde Yönetici Diyetisyenlik görevine başladım. Bu dönemlerde Şişli Belediyesi Kültür Merkezleri’nde ve Beykoz Konakları’nda Sağlıklı Beslenme Seminerleri verdim. Ayrıca Kanal D, ATV, Radyo Alaturka, Radyo D gibi birçok televizyon ve radyo programına katıldım.

Yıldız Teknik Üniversitesi MBA programından ‘Nöropazarlama: Nörobilimle Pazarlama’ tez çalışmasını tamamlayarak 2013 yılında mezun oldum. Tek söyleyebileceğim: sağlık bilimleri ile teknik bilgilerin alakası yok, gerçekten zor bir programdı ama çok şey öğrendim. Bir kere Philip Kotler ve nöropazarlamanın yaratıcılarından Martin Lindstrom’u tanıdım. Ve öğrendiğim en önemli bilgiyi paylaşayım: kendi isteğinle satın aldığını sandığın bir sürü şey aslında büyük şirketlerin nöropazarlama çalışmasıyla sana satın aldırdığı şeyler… Karışık bir cümle oldu ama ne demek istediğimi anladın 🙂 Tezimi yayınlamadan önce psikolojiye merak saldım ve araştırmaya başladım. Zaten nöropazarlamanın altında da bir çok psikolojik faktör yatıyordu, araştırırken sorgulamalara başlamıştım.

Nöropsikiyatri Hastanesi’nin Diyetisyen arayışında olduğunu öğrendiğim an başvurdum ve 2 hafta içerisinde kariyerimin en önemli işine başladım. NP Hastanesi’ndeki yolculuğumun bu denli verimli, yoğun ve eğlenceli geçeceğini asla düşünmemiştim. İşe başladıktan 2 ay sonra anoreksiya nervozalı bir hastam oldu. Anoreksiya nervoza genelde ergen kız çocuklarında görülen, diyet yapmayla başlayıp ipin ucu kaçan psikiyatrik olarak altyapısı bilinmeyen bir yeme bozukluğudur. Tanımı, okuması kolay, ya tedavisi? Anoreksiya nervoza tanısıyla hastaneye yatışı yapılan bir çocuk haberi geldi. Konsültasyona gittim, gözlerime inanamadım çünkü 10 yaşında erkek çocuk yatıyordu! İlk anoreksik danışanım literatürde bile görülmemiş bir vakaydı! 6 ay boyunca multidisipliner bir tedavi ekibiyle çalışarak tedaviyi tamamladık, onun iyileştiğini gün be gün gördükçe yaşadığım mutluluğu anlatamam. Bunu dünyaya da duyurmamız gerekiyordu, tedavi bittiğinde Japonya’daki Çocuk ve Ergen Hastalıkları kongresine poster sunumu olarak gönderdik. İnanılmaz geri dönüşler aldık..

Anoreksik danışanımın yatışı sırasında diğer yeme bozuklukları ve zayıflama üzerine de çalışmaya devam ediyordum. Bu çalışmalarım sırasında ‘Mindful Eating’ üzerine yazılar okumaya başlamıştım. Araştırmalarda hem obezitede hem yeme bozukluklarında beslenme eğitimi ile yeme farkındalığı kazandırılmasının ardından daha sağlıklı ve kalıcı sonuçlar elde edildiğini görüyordum. Yüksek lisans yeterli gelmemişti, kendi alanımda da lisansüstü yapmak istedim. 2013 yılında lisansı tamamladığım üniversitemde doktoraya başvurdum ve 1 haftada kabul geldi. 4 yıl boyunca beslenmenin bütün metabolik süreçlerini, hücre içindeki sistemleri, hastalıkları ve benim için en önemlisi ‘Yeme Farkındalığı’nı öğrendim. Önce bu konuyla ilgili bir ölçeği Türkçe’ye uyarladım (bkz: makale) ve ‘Yeme Farkındalığı‘ tanımını Türkçe olarak uyarladım. Ardından 2017 yılına geldiğimizde Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Doktora programından ‘Üniversite Öğrencilerinin Yeme Farkındalığının Üzerine Bir Araştırma’ tez çalışmamı tamamlayarak mezun oldum. Doktor unvanını alarak Obezite ve Yeme Bozuklukları alanında uzmanlık aldım.

Psikiyatri ve psikolojiye olan merakımdan girdiğim Nöropsikiyatri Hastanesi’nde 7 yıl süresince Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak, ardından aynı hastanenin bir parçası olan NP Beyin Hastanesi’nde Obezite ve Yeme Bozuklukları üzerine çalıştım, aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptım. Tezin adından da anlaşıldığı üzere 6 yıl boyunca Üsküdar Üniversitesi’nde Beslenme, Beslenme İlkeleri, Fizyoloji gibi birçok önlisans ve lisans dersi verdim. Yine hayatımın dönüm noktalarından biri oldu bu dönem… Çünkü artık ne yapmak istediğimi biliyordum, beslenme danışmanlığının yanında akademik eğitim vermek… Akademisyenlik kalbime girmişti ve 6 sene boyunca yüzlerce öğrencim olmuştu.

2018 yılının Haziran ayında ise Psikiyatri Uzmanı Prof.Dr.Aslıhan Dönmez’in ekibine katıldım ve aynı heyecanla beslenme ve diyet danışmanlığı yapıyorum. Yeme Farkındalığı ile Sağlıklı ve Kalıcı Zayıflama ile Yeme Bozuklukları üzerine hem bireysel hem de ekip çalışmalarımız devam ediyor. Akademisyenlik hayatımı da İstanbul Kent Üniversitesi’nde sürdürüyorum bunun yanında Tartı Akademi’de eğitmen olarak diyetisyenlere ve halka yönelik eğitimlerim devam ediyor.